MEMDUH EKİCİ FOTOĞRAF GALERİSİ
FOTOĞRAFLARLA ANADOLU  
  Ana Sayfa
  BOZKIRIN RENKLERİ
  BİTMEYEN GÖÇ
  BOZKIRIN İKİ YÜZÜ
  HAYALET KÖYÜN BEKÇİLERİ
BOZKIRIN İKİ YÜZÜ

 

     

 

      

Konya ovasının doğusundan başlayan bu coğrafya parçası birbirine zıt iki renkten oluşmasına rağmen , bütünün iki yarısından başka bir şekilde ifade edilmesi mümkün değildir.Bozkırın kurak yüzünü; Meke,Karacadağ  ve Karapınar  kumlukları , bozkırın sulak yüzünü ise İvriz,Toroslar ve Ereğli sazlıkları temsil etmektedir.

 

      Bozkırın kurak yüzünde, Meke , toz kaldıran koyun sürüleri,çoban köpekleri vardı… Ama,hepsinden daha önemli “MEKE’NİN DERVİŞİ” vardı.

 

Bozkırın sulak yüzünde, yansımalar , sulak yeşillikler, mandalar vardı… Ama  hepsinden önemli “GÜNEŞE KOŞAN  ATLAR” vardı…

 

      Dünyanın nazar boncuğu olarak gördüğümüz ,bildiğimiz bu güzelliğin çevresiyle birlikte değerlendirildiği bir çalışma bugüne kadar hiç yapılmamış.

Elimizde olan malzemenin değerini hiç düşünmedik bu güne kadar.O güzelim meke tuzlası basında sadece ve sadece sularının çekilmesi vesile edilerek haber yapıldı.Oysa meke; çok eskiden beri tuzla olarak, tekel inhisarı tarafından işletilmiş .Bu ne demek;yaz aylarında kuruyan göl tabanından tuz alınıyor demek.Bu özelliği ile de ayrıcalıklı bir yeri var mekenin.

 

     Fotoğraf sanatı açısından  bölge oldukça zengin görsel zenginliklere sahiptir.Her şeyden önce geniş düzlüklerden oluşması ve ufukta oluşan zarif dağ,tepe siluetleri ile ,mor,turuncu ve kızıl gün batımı renkleri ile estetik olgunluğun zirvesinde bir coğrafyadır.2007 mayısında 1.meke buluşması adıyla yaptığımız fotoğraf etkinliğinin ardından oluşturduğumuz “MEKE DOSTLARI FOTOĞRAF KULÜBÜ” geride bıraktığımız zaman dilimi içinde onlarca fotoğraf tutkunu insanı bölgede ağırlamış  ve tanıtımını yapmıştır.

 

 

    16-19 Mayıs 2009 tarihleri arasında bölge tanıtımı için yapmayı düşündüğümüz etkinlikleri burada anlatmak ve ilgili ve gönüllü kuruluşlardan yardım talep etmek istiyoruz.

 

 

     “  16-19 Mayıs 2009   2.Büyük Meke Buluşması” adıyla düzenlemeyi düşündüğümüz etkinlikler çerçevesinde bölgeye 150-200 civarında profosyonel ve amatör fotoğrafçı dostumuzun gelmesini bekliyoruz.

 Bu kapsamda “Meke’de Meke fotoğrafları sergisi”adıyla bölgede çekilmiş fotoğraflardan oluşan bir karma fotoğraf sergisi ve fotoğraf yarışması düzenlemek.Meke’nin dervişi Sayın Ahmet Müftüoğlu’nun yaylasında bize tahsis etmek istediği evi”Meke fotoğraf evi”adıyla bölgeye gelen fotoğraf dostlarının barınma ,konaklama ve eğitim ihtiyaçları için uygun hale getirmek.

Karapınar ve Ereğli bölgesinde fotoğraf gezileri tertip ederek elde edilen görüntülerden ödüllü yarışma yapmak istiyoruz.

     Boyutu ve maliyeti göz önüne alındığında bu projenin en başta Valiliğimiz olmak üzere,Ereğli ve Karapınar kaymakamlıkları,belediyeleri ve Konya il kültür ve turizm müdürlüğünün sponsorluğunda  organize edilmesi gerekmektedir.Böyle bir etkinlik için bütün bu ilgili büyüklerimizin ellerinden gelen katkıyı yapacaklarından hiç kuşkumuz yoktur.

Bu kurumlara ilave olarak bölge sanayici ve işadamlarının da gönüllü katkıları ile Konya’mızın bu güzel bölgesinin Türk ve Dünya kamuoyuna en güzel şekilde tanıtılması sağlanmış olacaktır.

 
      MEKE’NİN DERVİŞİ…..

 

Adı Ahmet Müftüoğlu, yaşı 83. Meke’nin 1 km. güneyinde bir yaylada yaşar.

Karapınar ve çevresinde onu tanımayan ve sevmeyen yok denecek kadar azdır.

Yolu Meke’ye öyle ya da böyle düşecek dostlar...

Meke’de su deposunun yanından sola dönerseniz o yol sizi Ahmet amcanın yaylasına götürür.1 km ilerde Meke’nin tam güneyinde soldaki ilk ev onundur. Çölün büyüyebilmiş tek ağacı onun kapısının önündedir.

Size mutlaka birşeyler ikram edecektir. Ona yapılacak en büyük saygısızlık ikramını geri çevirmektir. GİDİN VE ONU TANIYIN... GÖZLERİNDEKİ YAŞI YÜZÜNDEKİ TEBESSÜMÜ MUTLAKA GÖRÜN.

 

19 Mayıs 2007 tarihinde 1.Meke buluşmasına gelerek onu tanıyan dostumuz, gazeteci,fotoğrafçı Tahir ÖZGÜR  onu tanıdıktan sonra şunları yazmıştı.”Kocaman tepsinin içerisinde yapılan gönlü gibi bol kavurmaları yedik…

Kapının önünde sohbetten sonra MEKE’nin o muhteşem atmosferi içerisinde, kerpiçten yapılmış evin iki odasından birisine girdik...

Sarı, kör yanan kırklık bir lambanın altına oturduk...

Sarı 40’lık lambanın etrafında inanılmaz derecede uçan haşere vardı…

Çeşit çeşitlerdi...

Sineklerde vardı başka cins uçan haşarelerde...

Kimisi yüzümüze, kimisi ayağımıza, kollarımıza konuyordu…

Odanın içerisinde yaklaşık 10 kişi vardık...

...Ve bir de O…

MEKE’nin Eren’i Gönlü Güzel Ahmet Derviş...

Bir kenarda oturmuş öylece yere bakıyordu...

Hiç söze karışmıyordu...

Az önce bize yemeği yapmış ve sessizce gelip içeriye oturmuştu...

Bir yandan yüzüme, ayaklarıma, kollarıma konan haşareleri kovalıyordum... Odada bulunan bütün arkadaşlar gibi...

Sonra ona yöneldim...

 

"Derviş Baba... Hep böyle haşere olur mu?... Sinek olur mu?"

 

Hiç yüzünü bana dönmeden:

 

’Olur, oğul" dedi..

 

Ben devam ettim:

" O zaman neden ilaçlamazsın?.. Bir ilaç alsanda rahat yatsanız... Rahat otursanız... Böyle rahatsız olmaz mısınız?"

İşte o zaman bir kez daha kendisine saygı duymamı gerektirecek sözleri söyledi:

"Oğul biz rahat oluruzda onlar ölür o zaman... Ne yapalım konarlar üzerimize kovalarız ellerimizle… Ama öldürmeyiz... Ben öldüremem haşareyi, sineği hiç bir canlıyı"

Salonda bulunanlar ne diyeceğini şaşırdı..

Yutkundum sadece...

Ellerinden öpmek, gönlüne dokunmak istedim MEKE’nin Ereni’nin, Dervişi’nin, Büyük İnsanının...

Ellerinden öpüyorum Eren Ahmet...

Gönlü Güzel İnsanların Dergahıdır orası...”

 

 

BOZKIRIN İKİ YÜZÜ :İVRİZ ve MEKE….

MEKE  
  MEKE, MEKE'NİN DERVİŞİ ve MEKECİ 365*24 SAAT SİZ DOSTLARINI GÖNÜL KAPILARI AÇIK BEKLEMEKTEDİR  
Reklam  
   
Bugün 4 ziyaretçi (6 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=